Bir kişinin vefatının ardından geride bıraktığı malvarlığının mirasçılar arasında nasıl paylaşılacağı, miras hukukunun en önemli konularından biridir. Özellikle birden fazla mirasçının bulunduğu durumlarda taşınmazlar, banka hesapları, araçlar, şirket hisseleri veya diğer malvarlığı değerlerinin paylaşılması konusunda uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir.
Miras paylaşımı her zaman dava yoluyla gerçekleştirilmek zorunda değildir. Mirasçılar anlaşabiliyorsa terekeye dahil malvarlığı değerlerinin paylaşımı uzlaşma yoluyla gerçekleştirilebilir. Ancak mirasçılardan birinin paylaşımı kabul etmemesi, belirli bir malın kendisine bırakılmasını istemesi veya taşınmazların nasıl değerlendirileceği konusunda anlaşmazlık yaşanması süreci hukuki uyuşmazlığa dönüştürebilir.
Peki miras paylaşımı nasıl yapılır? Mirasçılardan biri paylaşmak istemezse ne olur? Miras kalan ev satılabilir mi? Mirasçılardan biri diğerlerinden bağımsız hareket edebilir mi? Bu yazımızda miras paylaşımı sürecinde en sık karşılaşılan soruları ele alıyoruz.
Miras Paylaşımı Nedir?
Miras paylaşımı, miras bırakan kişinin ölümünün ardından terekeye dahil olan malvarlığı değerlerinin mirasçılar arasında paylaştırılması sürecidir.
Tereke yalnızca taşınmaz veya para gibi ekonomik değeri bulunan varlıklardan ibaret değildir. Miras bırakanın devredilebilir haklarının yanı sıra borçları da tereke kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle miras paylaşımına geçmeden önce terekenin kapsamının doğru şekilde belirlenmesi önem taşır.
Birden fazla mirasçının bulunması halinde mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında bir miras ortaklığı meydana gelir. Bu süreçte mirasçılar terekeye dahil değerler üzerinde doğrudan belirli mallara karşılık gelen bağımsız paylara sahip olmuş sayılmazlar. Paylaşım gerçekleştirilene kadar tereke, miras ortaklığının kurallarına tabidir.
Dolayısıyla örneğin miras bırakanın geride bir ev, araç ve banka hesabı bırakması halinde, mirasçılardan biri yalnızca kendi miras oranını gerekçe göstererek “evin şu bölümü bana aittir” şeklinde hareket edemez. Öncelikle terekenin ve miras paylarının belirlenmesi, ardından paylaşımın gerçekleştirilmesi gerekir.
Yasal Mirasçılar Kimlerdir?
Miras paylaşımının gerçekleştirilebilmesi için öncelikle kimlerin mirasçı olduğunun belirlenmesi gerekir.
Türk miras hukukunda yasal mirasçılık temel olarak miras bırakanın altsoyu, ana ve babası ile onların altsoyu, büyükanne ve büyükbabaları ile onların altsoyu ve belirli şartlarda sağ kalan eş üzerinden şekillenir. Sağ kalan eşin miras payı ise birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişebilir.
Bunun yanında miras bırakanın hazırladığı geçerli bir vasiyetname veya başka bir ölüme bağlı tasarruf kapsamında atanmış mirasçılar da bulunabilir.
Mirasçılık sıfatının resmi olarak ortaya konulması bakımından mirasçılık belgesi, yaygın kullanılan adıyla veraset ilamı, önem taşır. Yasal mirasçılardan biri gerekli şartların bulunması halinde noterlikten veya Sulh Hukuk Mahkemesinden mirasçılık belgesi talep edebilir.
Mirasçılık belgesinde mirasçıların kim olduğu ve miras payları gösterilir. Ancak bu belgenin alınması, terekeye dahil malların fiilen mirasçılar arasında paylaştırıldığı anlamına gelmez.
Miras Payları Nasıl Belirlenir?
Miras paylarının belirlenmesinde miras bırakan ile mirasçılar arasındaki akrabalık ilişkisi, sağ kalan eşin bulunup bulunmadığı, ölüme bağlı tasarruflar ve somut olayın diğer özellikleri dikkate alınır.
Örneğin miras bırakanın çocukları bulunuyorsa altsoy mirasçılığı gündeme gelir. Sağ kalan eş de çocuklarla birlikte mirasçı olduğunda eşin ve çocukların miras oranları Türk Medeni Kanunu’ndaki düzenlemeler doğrultusunda belirlenir.
Ancak her miras dosyasının yalnızca yasal miras oranlarının hesaplanmasından ibaret olmadığı unutulmamalıdır. Vasiyetname, mirastan feragat, mirasın reddi, mirastan çıkarma, saklı pay veya miras bırakanın sağlığında gerçekleştirdiği bazı kazandırmalar paylaşımın sonucunu etkileyebilir.
Bu nedenle özellikle yüksek değerli veya çok sayıda malvarlığının bulunduğu tereke dosyalarında yalnızca mirasçılık belgesindeki oranlara bakılarak değerlendirme yapılması yeterli olmayabilir.
Mirasçılar Anlaşırsa Miras Nasıl Paylaşılır?
Mirasçılar arasında uyuşmazlık bulunmaması, paylaşım sürecini önemli ölçüde kolaylaştırabilir.
Mirasçılar, kanunun emredici hükümleri ve gerekli şekil şartları çerçevesinde terekeye dahil malvarlığının nasıl paylaşılacağı konusunda anlaşabilirler. Böylece her malın ekonomik olarak bölünmesi yerine farklı malların farklı mirasçılara bırakılması mümkün olabilir.
Örneğin tereke içerisinde iki taşınmaz, bir araç ve belirli miktarda para bulunduğunu düşünelim. Mirasçıların payları ve malların değerleri dikkate alınarak bir taşınmazın bir mirasçıya, diğer taşınmazın başka bir mirasçıya bırakılması; aradaki değer farklarının ise para veya diğer tereke değerleri üzerinden dengelenmesi gündeme gelebilir.
Burada önemli olan, yapılan paylaşımın hukuken geçerli şekilde gerçekleştirilmesi ve özellikle taşınmazlar bakımından gerekli resmi işlemlerin tamamlanmasıdır.
Mirasçılardan Biri Paylaşımı Kabul Etmezse Ne Olur?
Miras uyuşmazlıklarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri mirasçılardan birinin paylaşmaya yanaşmamasıdır.
Bir mirasçının “Ben paylaşmak istemiyorum” demesi, kural olarak diğer mirasçıların süresiz biçimde miras ortaklığı içerisinde kalmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Türk Medeni Kanunu kapsamında, sözleşme veya kanundan kaynaklanan paylaşmayı engelleyen özel bir durum bulunmadıkça mirasçılardan her biri mirasın paylaşılmasını isteyebilir.
Dolayısıyla diğer mirasçıların tamamının paylaşım konusunda aynı fikirde olması zorunlu değildir. Uzlaşma sağlanamıyorsa uyuşmazlığın niteliğine göre yargı yoluna başvurularak paylaşımın gerçekleştirilmesi talep edilebilir.
Bu noktada terekenin niteliği önem kazanır. Terekede yalnızca para bulunması ile birden fazla konut, arsa, tarım arazisi veya şirket payı bulunması aynı hukuki ve ekonomik sonuçları doğurmaz.
Miras Kalan Ev Nasıl Paylaşılır?
Miras paylaşımında uyuşmazlıkların önemli bir bölümü taşınmazlardan kaynaklanır.
Örneğin anne veya babadan kalan tek bir konutta dört kardeşin mirasçı olduğunu düşünelim. Mirasçılardan biri evde yaşamaya devam etmek isterken diğerleri taşınmazın satılarak bedelinin paylaşılmasını talep edebilir.
Mirasçılar anlaşabiliyorsa taşınmazın bir mirasçıya bırakılması ve diğer mirasçıların paylarının karşılığının ödenmesi gibi çözümler değerlendirilebilir. Taşınmazın üçüncü bir kişiye satılması ve elde edilen bedelin miras paylarına göre paylaşılması da mümkün olabilir.
Ancak anlaşma sağlanamıyorsa taşınmazın hukuki statüsü ve uyuşmazlığın niteliğine göre mahkeme yoluyla paylaşım gündeme gelebilir.
Bu nedenle “Bir mirasçı evi satmak istemiyorsa ev hiçbir şekilde satılamaz” şeklindeki genel kabul doğru değildir.
Mirasçılardan Biri Miras Kalan Evi Kullanıyorsa Ne Olur?
Uygulamada sık karşılaşılan diğer bir durum, mirasçılardan birinin terekeye dahil taşınmazı tek başına kullanmasıdır.
Örneğin miras bırakanın ölümünden sonra çocuklardan biri aile konutunda yaşamaya devam ederken diğer mirasçılar taşınmazdan herhangi bir şekilde yararlanamıyor olabilir.
Böyle bir durumda diğer mirasçıların hangi taleplerde bulunabileceği somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir. Taşınmazın kullanım biçimi, diğer mirasçıların kullanım talebinde bulunup bulunmadığı ve taraflar arasındaki bildirimler önem taşıyabilir.
Bu nedenle tek başına kullanımın bulunduğu miras uyuşmazlıklarında paylaşım sürecinin yanı sıra kullanım nedeniyle doğabilecek diğer hukuki taleplerin de ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Ortaklığın Giderilmesi Davası Miras Mallarında Gündeme Gelebilir mi?
Mirasçılar özellikle taşınmazların paylaşılması konusunda anlaşamadığında uygulamada ortaklığın giderilmesine ilişkin hukuki süreçlerle karşılaşılabilir.
Ortaklığın giderilmesinin temel amacı, bir mal üzerindeki birlikte mülkiyet ilişkisinin sona erdirilmesidir.
Somut olayın özelliklerine göre malın aynen bölünmesinin mümkün olup olmadığı değerlendirilir. Aynen paylaşımın mümkün olmadığı durumlarda satış yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi gündeme gelebilir.
Örneğin tek bir apartman dairesinin dört mirasçı arasında fiziksel olarak bölünmesi çoğu durumda mümkün değildir. Böyle bir uyuşmazlıkta taşınmazın hukuki ve fiziki özellikleri değerlendirilerek uygun paylaşım yönteminin belirlenmesi gerekir.
Satış sonucunda elde edilen bedel ise hak sahiplerinin payları doğrultusunda dağıtılır.
Mirasçılardan Biri Tek Başına Miras Malını Satabilir mi?
Birden fazla mirasçının bulunduğu tereke bakımından en önemli konulardan biri, miras malları üzerinde kimin tasarruf edebileceğidir.
Miras paylaşılıncaya kadar mirasçılar terekeye kural olarak elbirliğiyle sahip olduklarından, bir mirasçının terekeye ait belirli bir taşınmazı diğer mirasçılardan tamamen bağımsız biçimde kendi malı gibi satabilmesi mümkün değildir.
Ancak miras payının devri ile terekeye dahil belirli bir malın devri birbirinden farklı hukuki konulardır. Ayrıca elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi veya paylaşımın tamamlanmış olması gibi durumlar hukuki değerlendirmeyi değiştirebilir.
Bu nedenle özellikle miras kalan taşınmazların satışı söz konusu olduğunda tapu kayıtlarının ve miras ortaklığının mevcut durumunun incelenmesi gerekir.
Miras Paylaşımında Anlaşmazlık Yaşanıyorsa Ne Yapılmalıdır?
Miras paylaşımında uyuşmazlık yaşandığında ilk yapılması gerekenlerden biri terekenin tamamını ve tarafların hukuki durumunu ortaya çıkarmaktır.
Taşınmazların tapu kayıtları, banka hesapları, araçlar, şirket payları, alacak ve borçlar, varsa vasiyetname ve miras bırakanın sağlığında yaptığı önemli devirler birlikte değerlendirilmelidir.
Çünkü bazı miras uyuşmazlıkları ilk bakışta yalnızca “mal paylaşımı” problemi gibi görünmesine rağmen vasiyetnamenin iptali, tenkis, muris muvazaası, miras sebebiyle istihkak veya ortaklığın giderilmesi gibi farklı hukuki uyuşmazlıklara dönüşebilir.
Özellikle terekenin yüksek değerli olduğu, çok sayıda taşınmaz bulunduğu veya miras bırakanın ölümünden önce bazı mirasçılara mal devrettiği durumlarda sürecin başından itibaren hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi önemlidir.
Miras Paylaşımında Avukat Desteği Neden Önemlidir?
Miras hukuku uyuşmazlıkları yalnızca miras oranlarının hesaplanmasından ibaret değildir. Terekenin tespiti, tapu kayıtlarının incelenmesi, miras bırakanın önceki işlemlerinin değerlendirilmesi, miras paylarının belirlenmesi ve paylaşım yönteminin seçilmesi birbirini etkileyen hukuki süreçlerdir.
Özellikle mirasçılar arasında anlaşmazlık varsa hangi hukuki yolun izleneceğinin doğru belirlenmesi önem taşır. Yanlış hukuki talep veya eksik inceleme, uyuşmazlığın gereksiz şekilde uzamasına neden olabilir.
Bu nedenle mirasın kapsamı genişse, taşınmazlar bulunuyorsa, mirasçılar arasında ciddi uyuşmazlık yaşanıyorsa veya miras bırakanın sağlığında gerçekleştirdiği devirlere ilişkin şüphe bulunuyorsa bir miras hukuku avukatı aracılığıyla somut olayın değerlendirilmesi tercih edilebilir.
Mirasçılar Anlaşamazsa Paylaşım Yine de Mümkün Olabilir
Miras paylaşımında en hızlı çözüm, mirasçıların ortak bir paylaşım yöntemi üzerinde anlaşmasıdır. Ancak mirasçılardan birinin anlaşmayı reddetmesi diğer mirasçıların her durumda süresiz olarak ortaklık içerisinde kalacağı anlamına gelmez.
Mirasçılardan her biri, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanan özel bir engel bulunmadığı sürece mirasın paylaşılmasını talep edebilir. Anlaşma sağlanamaması halinde terekenin niteliğine göre paylaşım veya ortaklığın sona erdirilmesine yönelik hukuki yollara başvurulması mümkün olabilir.
Miras kalan taşınmazların bulunması, mirasçılardan birinin malları tek başına kullanması, miras bırakanın ölümden önce bazı malları devretmiş olması veya miras payları konusunda uyuşmazlık yaşanması halinde ise her dosyanın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerekir.




